1 Aralık 2008 Pazartesi

AB Gerçekleri

Avrupa Birliği Gerçekleri

BİLELİM :

Europa kelimesi nereden çıkmıştır ?

Heredot un anlattığına göre ; Fenike (bugünkü Lübnan bölgesi) kralı nın kızı güzeller güzeli Europe yi yunanlılar kaçırır.
Tanrıların babası Zeus da bir boğa kılığına girerek Europe yi Yunanistan dan Girit e kaçırır. Zamanla Girit,Yunanistan ve Trakya bölgeleri Europe lilerin yaşadığı bölge olarak adlandırılır. Romalıların zulmünden kaçan bölge halkları bugünkü Avrupa coğrafyasına yayılırlar.

Avrupalılık = Hıristiyanlık + antik yunan kültürü + aydınlanmadır .

Avrupalıların yunanlıları çok tutmasının sebebi bundandır.

AB sevdamız 1963 de Ankara Antlaşması ile başladı .
O zamanlar adı ORTAK PAZAR dı .
Uzun yıllar geçti bir arpa boyu yol aldırmadılar.
Aldırmayacaklar da.
Kutlanacak bir şey yok bugün .

AB yi bir tenis kulübü olarak düşünelim. Biz de bu kulübe üye olmak ve tenis oynamak istiyoruz.
Onlar ise bize : ’’ gelin ama tenis oynayamazsınız. Çevreyi koruyun , temizleyin , bulaşıkları yıkayın , seyirci olun , evinizin musluğunu tamir edin , komşularınızla iyi olun , akrabalarınızın köklerini araştırın , . . .’’ diyorlar. Tenis oynamayla ilgisi olmayan bir sürü isteklerde bulunuyorlar.

Azınlıklar konusu ortaya atıldı .
Hangi azınlıklar ? bize göre tek azınlık nüfusun yaklaşık %2 sini oluşturan Hıristiyanlar dır . Kürtler,Aleviler, Çerkezler, . . Cumhuriyet döneminde hiçbir zaman azınlık olarak düşünülmemiştir.
Şimdi niye olsunlar ?
Çünkü tüm bir Türkiye istenmiyor. Parçalanmış bir Türkiye isteniyor.
Parça parça h a z m e d e c e k l e r .
Fransa ve Belçika Kürdistan kısmını , Yunanistan Trakya ve Pontus bölgesini , . . . (Hani bir SEVR vardı ya)

ABD yi meydana getiren insanlar: Alman , Fransız , İtalyan , Çin , Afrikalı , . . göçmenler. Ama kimse ABD ye azınlıklar konusunu açmıyor. İspanya’nın yıllardır ve hala Bask bölgesinde uyguladığı kırımları kimse konuşmuyor.

Fransa da 4.5 milyon yabancı ve göçmen pis ve gecekondu görünümünde apartmanlarda yaşar. Son yıllarda bunların yaşadıkları binalar insanlarıyla birlikte yakılmaktadır. Kimse bunları konuşmuyor.

Yabancı karşıtlarının sayısı AB de her gün artıyor.

Bu fakir göçmenlerin geldikleri ülkeler niye fakir ve kargaşa içindedir ?
ABD ve AB ülkelerinin son yüzyılda uyguladıkları sömürge politikaları sayesinde değil mi ?

AB bizden tavizleri alacak , şamar oğlanı gibi vuracak , içimizi karıştıracak ve
tam üye yapmayacak !
İstenen onca koşulları yerine getirdikten sonra , bu üyeliğin neresi tam üyelik ki ?
Ne istiyorlar ?
- Kıbrıs ı tanı , Limanlarını aç ve uluslar arası kuruluşlara üye olmasına engel olma .
-Ermeni soykırımını tanı ve sınırlarını aç.
- GAP sularının kontrollerini bize devret .
- Ruhban okulunu (Ortodoks) aç .
- Ege de kıta sahanlığı konusunu (yunanlıların istediği gibi) hallet.
- Azınlıklara haklar tanı.
- İnsan haklarına saygı göster. Apo yu serbest bırakmak için yeniden yargıla.
- Gümrük birliği kurallarına tam uy . ( Bizden satın al ama bize satma )
- Serbest dolaşım olmayacak.
- Kendi bütçenle kalkın. (bizden yardım bekleme)
- Tarım ürünlerinde desteği fazla verme. Bizden de bekleme.
- . . .

O halde niye AB ye girmek için uğraşıyoruz ?
Kıbrıs ı vermek için mi ?
Ermeni soykırımını tanımak için mi ?
Bu batı hayranlığının gözlerimizi kör ettiğinin farkında mıyız ?

Atatürk, batının muasır medeniyet seviyesine gitmemizi istedi, kucaklarına oturmamızı değil. Bu seviyeye giden yol illa da batıdan geçmez. Farklı yollarda buluna bilinir.

Atatürk ün şu sözlerini de unutmayalım : ‘’ Yurtta sulh Cihanda sulh dedim ama ;
Arap a bulaşma, Rus a dikkat, ABD ve Avrupa devletleri ile mesafeli olunmalı.’’

1995 de Gümrük Birliğini bayram sevinci ile onayladık. Ne oldu ?
onlar gönderdi biz satın aldık. Biz gönderemedik , satamadık. İthalat patladı , ihracat yerinde saydı . Bu nasıl birliktir ki o taraf kazanıyor , bu taraf kaybediyor .

MF ile iş yapan 89 ülkenin 88 i battı . 1 i hala ayakta ; biz .
99 yılındaki 150 milyar dolar olan dış borç bugünlerde 350 milyar olmuş.
Bunun neresi kalkınma programı ? bizim kalkınmadığımız kesin. Kalkınan kim ?

büyüyen : küçülen :

Borçlarımız- Alım gücümüz
İşsizlik- İş alanları
Tüketim- Üretim
Adli dosyalar- Güvenlik
Yalancı siyasetçiler- Vatandaşın dayanma gücü
Holdingler- Küçük işletmeler
. . . . . .

Üretmeden satamazsın . Satamadan gelişemezsin .

AB satmanı değil, almanı (tüketmeni=tükenmeni) istiyor .

Yardımlarla ayakta kalınamaz. Bugün borç alan yarın e m i r alır.

AB o kadar da iyi durumda değil aslında : İşsizlik oranı artıyor
Tarım alanları sınırlı
Üretmeden tüketim artıyor
Nüfusu yaşlı ve yaşlanıyor
Yatırımlarını yenileyecek durumda değil
Bilim adamları ülkelerini terk ediyor
Halk aldığı maaş ile ay sonun getiremiyor
. . . . . . . .

2014 de AB nin bütçesi görüşülecek.
Asıl Türkiye tartışmaları o zaman yapılacak .

Avusturya’nın sadece Osmanlı’nın 1639 ve 1683 Viyana kuşatmaları yüzünden
Türkiye yi istemediğini düşünmek yanlış olur.
Türkiye yi istemeyenler , Avusturya’yı bir piyon olarak kullanmışlardır.
Avusturya 6 milyon nüfuslu , bir küçük ülke.
600.000 Türk yaşıyor. Bunun 80.000 kadarı Avusturya vatandaşı. Türklerin çoğu kendi gettolarında kapalı bir yaşam sürüyor ve sanki İran’daymışlar gibi bir görüntü veriyorlar. Haliyle buda çok farklı bir Türkiye imajı veriyor.

Avusturya neden Hırvatistan ı bahane etti ? çünkü onlarda kendileri gibi Ortodoks da ondan. Hırvatistan da 2.6 milyar Euro luk yatırımları riske girsin istemediler.
Aranan insan katliamcısı Hırvat generali nerede ?
Vatikan da (Ortodoks dünyasının kalbinde) .

Belçika da 4 bin PKK lı gösteri yapıyor, Apo’yu bıraksınlar, Kürdistan ı tanısınlar diyorlar.
Bu konunun da müzakerelerde görüşülmesini talep ediyorlar. Biz ne tepki verdik?

Fransa Ermeni meselesini hep gündemde tutar.
Çünkü Türkiye yi bir Ermeni gözü ile görmeyi sever. Ta 1914 ler den beri.
Hangi soy kırımı?
Hani şu Rusların ve Fransızların kışkırtmaları ile ve Fransız askeri kıyafetleri giyerek doğuda Müslümanları katleden Ermenilerin yaptığı mı ?
Yoksa Yine Fransızların Cezayir de yaptıkları mı ?
Yoksa İngilizlerin Hindistan da yaptıkları mı ?
Yoksa Almanların Yahudilere yaptıklarımı?
Sakın Hırvatların yaptıkları kast ediliyor olmasın?

Tarih boyunca hep şu Avrupalıların Müslümanlara karşı yaptıklar soykırımların hangisi acaba?
Hitler in ordusunda 20.000 Ermeni görev yapmamış mıydı ?

Atatürk de 1922 de söylemişti : ‘’ Ermeni meselesi, dünya kapitalizminin… gündeminde tutulacak ve .. başımızı ağrıtacaktır. ‘’

AB kendi soykırımlarını Tarihçilere bıraktırırlar.
Bize yüklenen kısmını ise siyasetlerine malzeme yapıyorlar.
Buda yetmedi bizim ülkemizde, bizim ‘’ aydınlarımıza’’ 1915-1923 arasını kapsayan ve böylece Kurtuluş savaşımızı da sorgulatacak bir toplantıyı organize ettirdiler.
Yani Ermeni'leri sadece Osmanlı İmparatorluğu değil, Atatürk ve onun kurduğu yeni Cumhuriyet de katletmiş oldu .
Sözde soykırım sürecini 1914–1923 arası olarak işlemekle de sadece Talat Paşa dönemini değil Atatürk dönemini de Katliama dâhil etmiş oluyorlar.
Hatta Cumhuriyetin kuruluşunu bile Türkiye nin işgali olarak gösterebiliyorlar.
Bu toplantıyı protesto etmek için 12 milyonluk İstanbul da sadece 100 kadar insanın toplanmış olması daha da acıdır.
Tarkan konserine en az 10.00 kişi gider.
Çok mu sabırlı ve hoş görülüyüz, yoksa çok mu uyutulduk?

Osmanlı da soy milliyetçiliği yoktu. Her zaman Tebaa yı bir arada tutma çabası olmuştu. Sultanların eşleri bile hep yabancıydı. Bir tane Padişahın bile eşi Türk değildi.
Bu nedenle Osmanlı da soyu yok etme düşüncesi hiçbir zaman oluşmamıştı ki .

1965 lere kadar Ermeni meselesi gündemde yoktu.
Ne zaman ki Kıbrıs ta Rum Patriği ile görüştüler, Türklere karşı ortak davranma kararı aldılar, sözde soy kırım konusu hep gündemde tutuldu.

ABD ve AB nin Ermeni sevgisi de boşa değildir; Kafkas petrollerine ve gazlarına yakın olabilmektir sevdanın sebebi.

Ermenistan da evlerin çoğunun ön cephesi Ağrı dağına bakar.
Özellikle başkent Erivan da. Neden mi?
Çünkü hep içlerinde : ’’ bir gün o dağın tamamı bizim olacak.’’ hayalini yaşatmak isterler.

Ermeniler haklarını almak için neden BM in soy kırım mahkemesine gitmezler?
veya Hollanda Lahey İnsan Hakları Mahkemesine?
Çünkü bunu yaparlarsa, haksızlıkları ilan olunursa, ellerinde savunacakları bir şeyler kalmayacak ta ondan.

Bizi fazla milliyetçi, ulusçu ve Atatürkçü buluyor ve eleştiriyorlar.
Hatta Atatürk resim ve heykellerini kaldırmamızı söyleyecek kadar ileri gidebiliyorlar. Atatürk ilkelerinden yani Misak-ı Milli den vazgeçin deniliyor.
Milliyetçilik mademki önemli değil, neden Kıbrıs sorununu, Ermeni sorununu ve
Azınlıklar sorununu yaratıp karşımıza getiriyorlar?
Oysa bizim milliyetçiliğimiz, vatını ve insanlarımızı korumak içindir, Çanakkale milliyetçiliğidir, Kurtuluş savaşı milliyetçiliğidir.
Almanlar gibi veya Hırvatlar gibi başka insanları katletmek için değildir.
Nazi milliyetçiliği değildir.

Burada gizlenen art niyeti görelim.

Misak-ı Milli ilkelerinden rahatsızlık duymalarının sebebi, Sevr’in bozulması ve Lozan’ın imzalanması değimlidir?

Kıbrıs konusunda ‘’ tanıyın ‘’ veya ''Limanları açın.'' deniliyor.
Annan planı çerçevesinde yapılan oylamada Türk tarafı ‘’ evet’’ dedi. Yani tanıdı.
Ama Yunan tarafı ‘’ hayır ‘’ dedi.
Başka nasıl bir tanınma isteniyor?
Türklerin içinde eritildiği tüm bir Kıbrıs mı?
Türk askeri çekilsin isteniyor.
Ya İngiliz askerleri? onların çekilmesi neden hiç gündeme gelmiyor?

Zürich Antlaşmasına göre Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan ın birlikte üye olmadıkları bir kuruluşa alınamazdı. Ama AB ye alındı.

Çek ve Slovakları ayrı topluluklar olarak ve aralarındaki sınıra rağmen Çekoslovakya adı ile alan AB, Türk ve Yunan olarak ayrı iki toplumu aralarındaki sınırları ile birlikte neden almak istemiyor?

Yunanistan ve Kıbrıs üye olarak alınırken, ’’ Türkiye ile olan sınır sorunlarını hallet de gel .’’ denildi mi?
Türkiye yi bir tehdit olarak gören Yunanistan a AB her sene yüz milyonlarca Euro parayı neden veriyor?
Kim kime bir tehdit unsuru?
Türkiye Yunanistan a mı, yoksa AB Türkiye ye mi ?

35 dosyanın her biri üye ülkelerin hepsi ile (25) ayrı ayrı görüşülecek.
Herhangi biri, bir sebepten dolayı sürüncemeye bırakıp süreyi uzatabilir. ’’ Tamam’’ dendikten sonra, uygulama süreci gözlemlenecek ve denetleyecekler.

Türkiye’de, Türkiye’yi AB de en çok kimler ister?
İş adamları ve borsa camiası.
Çünkü onlar için kişisel kazanç, ülkesel kazançtan önde gelir.

ABD neden bize destek veriyor?
çünkü biz onların Truva atıyız.
Büyük Ortadoğu projelerinde, Avrupa ya onlar için bir köprü olacağız.
Atlantik ten gelirken köprüsü İngiltere , Ortadoğu dan gelirken köprü Türkiye .

Maalesef Türkiye, imzaladığı Gümrük Birliği ile ekonomik bakımından AB ye ve askeri bakımından da NATO ya (ABD ye ) çalışıyor.
Türkiye hayrına gözüken bir davranış geliyorsa ABD den bilinsin ki bu Büyük Ortadoğu Projelerinin bir parçasıdır.

Yunanistan ve Kıbrıs niye bizim tam ortaklık hakkı ile müzakerelere başlamamıza itiraz etmedi?
Çünkü bizden ancak bu şekilde istediklerini koparabilecekler de ondan.
Ege yi ve Kıbrıs ı AB nin yardımı ile almaya çalışacaklar da ondan.
HRSTOYOS : ‘’ Türkiye yi her 35 dosya müzakerelerinde köşeye sıkıştıracağız.’’ diyor.

YANLIŞLARIMIZ:

Hala görüşmeleri sürdürecek bir heyet oluşturulmadı.
AB nedir ne değildir halkımıza açıkça anlatılmıyor.
Kopenhag kriterleri halka detaylı anlatılmıyor.
Avrupa Birliği Anayasasını okumadan/tartışmadan imzaladık.
Biz hep kelimelere itiraz ediyoruz, cümlelere değil.
‘’ Müzakerelere hele bir başlı yalım, gerisini. . . ‘’ çok yanlış bir yaklaşım.
Müzakere çerçevesini açıklamadan gittik imzaladık. Bizi nereye götüreceği belli olmayan müzakerelerin hangi çerçevesini konuşacağız?

Bugüne kadar İlerleme raporları, 17 Aralık karaları, 26 Nisan tarihli ortak tutum belgesi , . . .

Hiçbiri mecliste tartışılmadı. Halka anlatılmadı.
Sadece halkın mı? Kararları oylayacak ve ülke kaderini belirleyecek Milletvekillerinin bile bilgileri yok.
Ne yaptırıyorlar bize?
Diğer ülkeler hep bu belgeleri aylar öncesinden alıp inceler iken bize neden son dakikalara kadar gösterilmez?

Üretmeden kalkınılmaz.
Borç yiyerek tüketmek yerine, üreterek kalkınmaya başlamalıyız.
İMF den sonra AB nin fonlarını veya yardımlarını beklemek yanlış.
Mucize dışarıdan gelmez. O içimizde.
65 milyon nüfuslu ülkede sadece 2.200.000 i vergi mükellefi. Türkiye bulunduğu coğrafyada kendi ayakları üzerinde durma politikaları geliştirmeli.
AB, ABD veya İMF gibi başkalarından yardım bekleme politikalarından vaz geçmeli.

Kıbrıs konusu hep Türkiye’nin Milli davası idi.
Maalesef AK Parti bunu Hükümet konusu haline getirdi ve Akdeniz de ki kapımızı kapatmaya başladı.
1948 lere kadar Kıbrıs ı nüfus bakımından destekleyip, onları her açıdan sürekli destekler iken , şimdi AB ye alınma vaatleri için çekilmek ?

Yeni evlenen bir çifte nikah memuru, cüzdanı kadına veriyor. Kadın ise memura bir dilekçe veriyor; ‘’ ben bu adamı tanımıyorum. ‘’ Kıbrıs konusunda yayınladığımız deklarasyonun bundan farkı var mı?

Mevcut uygulamalar Türkiye de üç ayrı hukukun varlığını hissettiriyor;
- AB karar ve tavsiyeleri
- ABD Temsilciler meclisi kararları ve
- Türkiye iç hukuku
hani insanın sorası geliyor : ‘’ bizi kim yönetiyor yahu? ‘’

Bugüne kadar AB isteklerine dayalı uygulamaların hangisi bize bir yarar sağladı?
Yakalanan teröristlere çıkartılan aflar mı?
Türkiye aleyhine çalışanları korumaları mı?
Milli Güvenlik kurulunu ortadan kaldırma çabaları mı?
Vatana ihanetlik eden ve edecekleri kazayla idam etmeyelim diye, idamı ısrarla kaldırmamızı mı? . . .
ABD ye de desinler bakalım ‘’ İdamı kaldırın! ‘’ .

UNUTMAYALIM:

3-4 Eylül ilk uzun gecemiz olmadı son da olmayacak.
Bu geceleri 35 defa daha yaşayacağız. En azından Yunanlılar bunun için ellerinden geleni yapacaklardır.

Bekleme odasına değil, soyunma veya yalvarma odasına alınıyoruz.

Bugün mevcut 25 AB ülkesini üç gruba ayrıldığını görmeliyiz:
Masaya oturtmak isteyenler ( İngiltere Almanya )
Masaya yatırmak isteyenle ( Yunanistan ve Kıbrıs )
Masaya yaklaştırmak istemeyenler (Avusturma Fransa )

Müzakere çerçevesi, basından öğrenebildiğimiz kadarıyla YENİ SEVR’ in yol haritasıdır.
Aslında biz, Avusturya nın bizi neden istemediğini değil, İngiltere nin neden istediğini daha çok düşünmeliyiz.

Ucu açık süreç demek, imtiyazlı ortaklığa gitmek demektir.

Biz imtiyazlı ortaklığa ‘’ hayır ‘’ dedik ama ucu açık olmasına ‘’ hayır ‘’ demedik.
Peki biz neye ‘’ evet ‘’ demiş oluyoruz?

Kıbrıs ı korudukları gerekçesi ile EOKA cıları ödüllendiren,
Ermeni leri aleyhimize kışkırtan ve koruyan,
Kürt vatandaşlarımızı bize karşı kışkırtan,
Ülkemiz aleyhine çalışanları bağrına basan,
Apo’nun affını isteyen,
Avrupa nın (Yugoslavya) göbeğinde Müslüman katliamına göz yuman,
Terör örgütü taraflarının tepkilerini demokratik sayıp ta,
şehit yakınlarının gösterilerini demokratik saymayan,
. . . AB nin nesine ‘’evet’’ diyoruz?

AB ülkelerinde Terör örgütlerinin propagandası yapılamaz. Yasak.

ASALA terör örgütü 1976-86 larda 36 değerli diplomatımızı katlettiler. Niçin? sözde ermeni soykırımını bize dayatmak için değil miydi?
AB Parlamentosu en son bu konuyu kararına bağlayıp önümüze koyarak, bu örgütün propagandasını yapmış olmuyor mu?
Bir Luısıana ya kaybettiği evi için bize 1 milyon dolar ödettiren AB den biz kaybettiğimiz değerli diplomatlarımız için ne zaman kaç euro isteyeceğiz?
Yoksa hiç düşünmüyor muyuz?
Öldürülen diplomatlarımızın 22 si, 25 AB ülkesinin 22 sinin başkentinde yaşanmadı mı ?
Bunların failleri hala bunlar tarafından korunmuyor mu?

Türkiye'nin aleyhine çalışanlara verilen cezaların hukuki durumunu konuşarak mı AB
ye gireceğiz?
Diyarbakır ı ve Diyarbakırlıları çok seviyorlarsa versinler fonlarından 200–300 milyon
Euro, kuralım oraya birkaç fabrika, halk çalışsın ve refaha ulaşsın.
Sevgilerini halkı kışkırtmak için el altından örgütlere para vererek göstermesinler.

Gözü kapalı bir AB sevdası bu ülkeye bir şey kazandırmaz.

Hrstofyos (Yunan) : ‘’ Türkiye yi köşeye sıkıştıracağız.’’
Barosso (İspanya) : ‘’ Tam üyelik garanti değil.’’ ( yani ucu açık )
Chiscarde (Fransa) : ‘’ Türkiye üye olabilmesi için kültürel devrim yapmalı.’’ ( giren hangi ülke yapmış ki ?)

AB için en iyi Türkiye, ADAY TÜRKİYE dir.

Türkiye yıllık % 8-9 büyüyen iyi bir pazar, genç bir nüfus yoğunluğuna sahip önemli bir ülke, güçlü bir ordusu ve eşsiz bir jeopolitik bir coğrafyası var.
Bizim onlara olan ihtiyacımızdan çok, onların bize ihtiyacı olacak.
Biraz okuyalım ve onlara mecbur olmadığımızı görelim.

Bir Japon (bakan veya ekonomist) : ’’ Türkiye AB ye girmeden de büyüyebilir.’’ demişti.
Dünya döner ama Türkiye, AB emellerini elde edinceye kadar yerinde sayar.

AB bizi değil, sahip olduklarımızı istiyor.

Müzakereleri başlatmalarının tek bir sebebi var: güya dünyaya bir Hıristiyan kulübü olmadıklarını göstermek.

Türkiye bulunduğu coğrafyada kendi ayakları üzerinde durabilme politikaları geliştirmeli.
ABD, AB veya IMF den gelecek yardımları ve vaatleri ile büyüyemez.

Türkiye için her zaman bir P r o b l e m yaratılacaktır.
Şimdilik bunların adı: Ermeni, PKK, Kıbrıs, Kürt... .
İleride bakalım adları ne olur. Ta ki ‘’ hasta adamdan’’ kalan mirastan paylarına düşeni her biri alana dek.

S O N U Ç :

3 Ekim 2005 de Avrupa’nın bize gösterdiği ölümden korktuk, İngiltere'nin gösterdiği sıtmaya razı olduk. Bunu da büyük bir başarı imiş gibi halka yansıttık ve bayram ettik.

Şimdi ne olacak?

20 Ekim 2005 den beri TARAMA SÜRECİNE tabiyiz. Önce bilim ve araştırma alanı tarandı sonra da eğitim ve öğretim alanı.

Her bir dosya (35 adet) sırasıyla en az birer yıl arayla açılıyor, biri kapanmadan diğeri açılmıyor, açılanlar üzerinde gereksiz ve ilgisiz taleplerle görüşmeler uzatılıyor.

Ülke menfaatlerimizden taviz vermeden, AB nin kendi içindeki tezatlarını öne çıkararak, müzakere sürecini lehimizde yürütmeye çalışmalıyız. Politik davranmadan, tecrübeli politikacılardan oluşan mümkünse sadece iktidar partilerinden oluşmayan çok iyi bir Komisyon kurmalıyız. Çünkü iktidar partilerinin ömrü 4 bilemedik 8 yıl olur. Oysa bu müzakerelerin en az 35 yıl ( hatta süresiz hani ucu açık ya ) süreceği görülüyor.

Bu güne kadar;

— 42 yılda aday ülke den müzakereye başlayan ülke olduk.
— daha en az 35 yıl sürecek bir müzakere süreci önümüzde görülüyor.
—ilave edecekleri sürpriz yeni talepleri de bekleyelim.

Sonuç:
Fransa, Yunanistan ve Avusturya'nın yapacağı halk oylaması sonucu: HAYIR

Elimizde kalacak:
Kargaşa içinde bir ülke. 1970 lerde olduğu gibi. Verilen tavizleri hangi uluslar arası hukuk yolları ile geri alacağımızı zannediyoruz?

Genç ve tecrübesiz bir politikacı yerine, en az 35 yıl süreceği belli olan bir uluslar arası müzakereyi yürütecek tecrübeli ve bilgili politikacılarımızdan, bilim adamlarından, ekonomistlerden, . . . oluşacak bir Heyete görüşmeleri daha çok zaman kaybetmeden teslim etmeliyiz.

Biz bu ülkeyi 1920–40 lar da yoktan var ederken, reformları yaparken AB mi vardı?
Bu gün AB veya ABD den reform dersleri alıyor olmamız 1940–2005 arasında durakladığımızı ve belki de gerilediğimizi gösterir. Çok yazık.

Meclisin duvarında yazılı : '' Hâkimiyet kayıtsız şartsız Milletindir.'' sözü ne olacak?

Evet, AB konusunda hissi davranmamalıyız. Devlet ilişkilerinde hissi davranılmaz
Ülke çıkarları neyi gerektiriyorsa öyle davranılır.
AMA
HİSTEN UZAK İSTEKLERE DE KİMSE BİZE ‘’Evet’’ DEDİRTEMEZ!

B u r h a n S A Ğ I R
Anamur 2005

3 yorum:

mahmut dedi ki...

madem 35 dosya var herbiri bir yıl sürecek avrupa birliğinin ömrü o kadar değil ki biz neyin peşindeyiz. avrupa birliğine aday olma konusunu tekrar düşünmeleri gerekir buna en iyi halk karar verir avrupa birliğine adayliğinin devam edip etmemesi konusun da referanduma gidilmeli

Uğur Ördek dedi ki...

maalesef ki maalesef türkiyemizin başında türkiye'den çok kendini ve kadrolaşmış manevi çocuklarını düşünen ne olduğu bariz bir güç var,sonumuz hayrola,avrupa ütopyasından en kısa düre içerisinde vazgeçilmesi dilğiyle...

nazife dedi ki...

mahmut madem ki diye başlamışsın gerçi belli.ama burhan hocamın da dediği gibi pek çok kişi ab'ye girmek istiyor.ama sorsanız ab'nın neolduğunu bile bilmiyor.en iyisini halk bilir referanduma gidilmeli yazmışsın...referanduma da gidilse nolcak ki başbakanımız iki ağlar,mevlanadan da iki mısra okur ve gururla istediklerini alırlar.bence toplumun değişmeye ihtiyacı var.toplum çok bilinçsiz.önümüz de bir anayasa değişikliği var evet veya hayır diyeceğiz ama pekçok kişi değişikliğin ne olduğunu bile bilmiyor.bi kaç madde koyulmuş güçlü yasa geçsin diye insanların yıllardır beklediği bir iki madde konmuş.ama aşşağılara inildikçe yine siyasi çıkarlar var.gemi batıyor herkes görüyor anlıyor veya anlamıyor,bilmiyorum ama susarak izliyor,ses çıkarmak isteyenler susturuluyor.bastırılmış kişilikler ortaya çıkıyor,okumuyoruz,izlemiyoruz...hocam tüm yazdıklarınızı hayranlıkla okudum.yazılarınızn devamını bekliyoruz.