20 Ocak 2012 Cuma

Milli Bayramlarımız


Neler oluyor ?
23 Nisan törenleri Kutlu Doğum Haftası içinde eritildi.
19 Myıs törenleri, okulların içine hapsediliyor.
29 Ekim töreni 1 ildeki deprem gerekçesiyle, 81 ilin tamamından kaldırıldı.
30 Ağustos töreni de eminim, bir bahane ile daraltılacak.
Cumhur’un başından gelen açıklama: ‘’ Bu bayramları, hitap ettiği kitleler kutlansın.’’
Yani herkes kutlamak zorunda değilmiş gibi.
Neler oluyor? Bu bayramlar hepimizin değil mi ? Hepimiz kim : Kurtuluş savaşında evlatlarını cephelerde ölüme gönderen herkes değil mi ? Türk’ü, Kürd’ü, Alevi’si, Sünni’si, Laz’ı, Çerkez’i,..
Misak-ı Milli sınırları içinde yaşayan herkesin değil mi ?
Bizi ayrırmaya çalışan İngilizlerin, AB ülkelerinin ve ABD nin yaptıkları az mı geliyor da, bizi yönetenler de bu milleti çözmek için çaba gösteriyor?
Milli bayramlar, bizi birbirimize bağlamıyor mu? Bizi Millet yapan birer tören değil mi ?
Şimdi kalkıp, Milli bayramları kutlayanlar ve dini bayramları kutlayanlar diye halkı ikiye ayıralım mı ?
Ocak tatilinde Çanakkale’ye gezi düzenleyen okullara, bu yıl genelge gönderildi:
‘’ Umreye göndereceğiz ‘’ diye.
Biz Kutuluş Savaşını sadece Avrupalı devletlere karşı yapmadık, aynı zamanda; İslam dinini çıkarlarına alet eden, sulandıran Osmanlı yöneticilerine karşı da yaptık.
Neler oluyor? .. Sil baştan mı ?
Bunu yapanlar, Cumhuriyet’in kendilerine tanıdığı imkanları kullandıklarının farkında değiller mi ?
Bizim dışarıda düşman aramamıza gerek yok, içimizde fazlasıyla var.

8 Ocak 2012 Pazar


Ermeni Soykırımı Meselesi
Bu konuda şu gerçekler hiçbir zaman unutulmasın:
Bu iddalar, tarihi bir gerçek değil, siyasi bir amaçtır. İngilizlerin Osmanlıya yaptıkları baskı ile başlar. Dünya kamu oyuna, Osmanlı Ermenilere ( Hırıstiyanlara) baskı yapıyor iddalarını içeren MAVİ KİTAB ile başlar. Bu kitap, İngilizlerle Almanların arasında oluşan bir propaganda savaşının sonucu çıkarılmıştır. Osmanlı da Almanları desteklediğine göre, Osmanlıya karşı bir şeyler yapılmalıydı.
Osmanlı da sadece Türkler yaşamıyordu. Osmanlı nüfus yapısı unutulmasın. Onca karışık nüfus içinde Türkler, Ermenileri neden birden katletmeye başlasın ki ? Buna bir sebep yoktu. Buna bir niyet ve imkan da yoktu. Gençlerin hepsi, 7-70’e yedi cephede savaşa gitmekte ve geri dönmemekte idi. Geride, yaşlılar ve kadınlar kalmıştı. Onlar mı Ermenilere saldırmaya niyetlendi ?
İngiliz ve Rusların kışkırtmaları ile, kentlerde kalan Ermeniler, fırsatçılık yapmaya kalkışmışlar, bunun geldiği seviye de tahammül edilmez bir hal alınca, Osmanlı ordusunu besleyen ve eğiten Alman subayların tavsiyeleri ile TEHCİR kararı alınmıştır.
Tehcir Kararı ; Ermenilerin öldürülmesi kararı değildi. Kentlerde olaylara karışan ve planlayan Ermenilerin, belirlenen bölgelere geçici olarak gönderilmesi kararı idi. 1915 de alınan bu kararın 100. Yılına yaklaşıldıkca ( 2015 ) konu iyice ısıtılmaktadır. O günlerde İngilizlerin işine gelen bu konu, bugün ABD’nin ve AB ülkelerinin işine gelmektedir.
T.C. Develetine karşı da bu siyasi iddalar kullanılmaya devam edilmektedir. Çünkü; Lozan Antlaşmasından memnun olmayan çok ülke vardır. Bu ülkelerin başını ABD çeker; hala Lozan’ı tanımamaktadırlar.
Ermenileri düşünselerdi, bugün Ermenistanda hayat gülük gülüstanlık olurdu. Oysa orada her geçen gün nüfus göç sebebiyle azalmaktadır, insanlar açlığa yakın perişan durumdadır. Yazık bu insanlara. Ancak bu gün bu insanlar isteseler bile, bu meseleyi sonuçlandıramazlar. Çünkü konu, artık onların meselesi olmaktan çoktan çıktı.
Tarihte neler olduğunun hiçbir önemi kalmamıştır. Bugün önemli olan; mevcut güçlü devletlerin, tarihi nasıl görmek istedikleridir.
Ermenilere yazık edilmiştir. Kürtlere de yazık edilmektedir. Tarih, buna benzer çok örneklerle doludur. Kimileri oyun oynar, kimileri de oyuncak olur. Olan da zavallı vatandaşlara olur.
Bu meselenin günümüzde beni en çok üzen yönü ise; mevcut yöneticilerimizin, bu konuda sadece yeri geldiğinde savunmaya geçmeleridir. Oysa, sürekli olarak bize yapılan zulüm ve katliamları dile getirmemiz ve bunlarla ilgili bilgileri gündemde tutmamız gerekir iken, AB ye girme sevdamız ve ABD ye yaranma gayretlerimiz yüzünden susmamızdır.

Manda ve Himaye ile..


Manda ve Himaye ile..
Ülkemizin zenginliği Türklerin sayısının çokluğu değil, her kesimden insanların sayılarının çokluğudur.
Mevcut anayasamız da, bu kesimlerin hepsine aynı hakları tanımaktadır.
Ülkemizin zenginliğini bize kasıtlı olarak çarpıtan TV, gazete, siyasetci ve sözde aydınlara da hayret ediyorum.
Bizim Kurtuluş Savaşı ile oluşturduğumuz birlik ve bütünlüğümüzü parçalamaya yönelik bu tür yayınlar tesadüfi değildir. Unutulmamalıdır ki, terör konusunda bize destek verdiğine inandığımız ABD, bu ülkenin bağımsızlık belgesi olan Lozan’ı henüz kabul etmiş değildir.
İçine girmeye çalıştığımız AB , bizim Kurtuluş Savaşı yapmamıza sebep olan ülkelerdir. İngiltere temsilcisi, Lozan’da İnönüye; ‘’ Şimdi masada aldıklarınızı, zamanla sizden geri alacağız.’’ diyerek, bugün yaşadıklarımızın işaretini vermişti.
Atatürk bağımsızlığımızı Manda ve Himaye ile değil, ona karşı gelerek kazandırmıştır. Bu gün bu ülkede seçim kazanmak isteyenlerin ABD veya AB den izin olması ne kadar da acıdır.
Siyasilerimiz Manda ve Himaye’ye sırtlarını dayadığı sürece, bizi daha çok acı günler bekler.

7 Ocak 2012 Cumartesi

Kaçakcı, Terör ve Askerimiz


Kaçakcı, Terör ve Askerimiz.
Son günlerde, öldürülen 35 kaçakcı sebebiyle yine ordumuza saldırılmaktadır.
Kaçakcılar, sınır boylarında özellikle Van – Hakkari - Şırnak sınırlarında, yani İran-İrak-Türkiye sınırlarının bir birine yaklaştığı bölgelerde yoğun bir şekilde faaliyet gösteriyor. Benzin, Silah, Eroin, hayvan ( Koyun) kaçakcılığı yapılmaktadır. Bu kaçakcılıktan kimler besleniyor ?
İlçe kaymakamları, Hizmet götürme birliğine para almıyor mu ? alınan paraların miktarı, tarım faaliyetlerinden gelemiyecek kadar çok olduğuna göre ? topladıkları paranın kaçakcılıktan geldiğini onlarda biliyor. Köy muhtarları kazanmıyorlar mı ? o yöre halkı bu kaçakcılıktan beslenmiyor mu ? Bu kaçakcılığı, Anayasada da belirtildiği gibi, önleme görevi sınırda askerin. Herkesin memnun olduğu bir sistemi sadece asker nasıl önlesin ?
Ülkemizin o bölgesi, çok dağlıklı bir arazi. Sınır duvarı veya teli de yok. Neredeyse her 10 km de bir askeri kontrol noktası var o kadar. Ama bu kontrol noktaları arasında kaçakcıların kullandığı sayısız patika yol var. Sınır boyunca, askerlerin sevkiyatını kolayca sağlayacak yol da olmadığına göre, o imkansızlıklar içinde mehmetcikden hangi mucizeler beklenebilir?
PKK bu kaçakılardan sınır boylarında, gelip-geçtiği yollara karakol noktaları koyarak haraç aldığını sağır sultan biliyor. PKK nın en büyük geliri bu kaçakcılardandır. Buradan elde edilen gelir ile silah ve mühimmat alan teröristler, sınırdaki askerlerimizi şehit etmiyorlar mı ? Karakolları basmıyorlar mı ?
Kaçakcılar ile terör iç içedir. Sınırı geçen kimsenin de alnında ben kaçakcıyım veya ben teröristim yazmadığına göre, sınırda her 8-10 ayda bir değişen asker nasıl ayırt etsin ?
Askerin kaçakcıyı vurması suçta, onların terörü beslemesi suç değil mi ? Asker vursada suçlu, vurmasa da suçlu ilan ediliyor. Bu askerler bizim. Bunlar bizi, yani devlete vergi veren vatandaşları korumakla görevli. Anayasal suç işleyen kaçakcıların ve teröristlerin ülkemize ve insanlarımıza zarar vermesini önlemeye çalışmaktadırlar. Kaçakcılık ve terörü yaratan ve besleyen sebebler siyasi mi askeri mi ?
Askeri bu kadar yıpratmaya, suç işleyenleri ve onlara destek verenleri korumaya yönelik, söz ve yayınların yapılmasına hayret ediyorum. Siyasilerin hatalarını neden askerlerimize yüklüyoruz ?

6 Ocak 2012 Cuma

Nereye kadar ?


Nereye kadar ?
Em.Gen.Kur.Bşk.İlker Başbuğ’un tutuklanması ile iyice arapsaçına dönen Ergenekon, Balyoz gibi davaları artık Tv’lerden takip edip bir anlam vermem mümkün olmamaktadır. Tv lerde verilen bilgilerin çoğuna inanmıyorum. Bir intikam almaya döndüğüne inanıyorum. Süren davaların detayları içinde boğulmadan bakılırsa, hepisinin ortak yanı Cumhuriyet yanlısı olmalarıdır.
Özel Yetkili Mahkeme ne demektir ? Savaş durumu veya olağan üstü bir durum mu var ki, normal mahkemeler yargılamıyor? Neye veya kime göre özel ? İktidar partisinin istediği doğrultuda yargılama yapacak anlamda mı özel ? Ya yarın başkaları iktidara gelirse ? onlarda kendilerine göre özel mahkemeler mi kuracak ? bu bakış açısı ile bu ülke nereye gider ? Muhalefetin olmadığı ülkelerin yönetimine ne ad verilir ?
Mevcut duruma eminim ki Türkiyede orduyu zayıflatmak isteyenler çok seviniyorlardır. Ordumuzun öyle veya böyle , şu veya bu sebeple moralsizleştirilmesi, yıpratılması Yunanlıyı ve Ermenileri şımartır. Siyasilerimizin ordu mensupları ile sürtüşmesinin zararını bu ülke çok görür. Sayıları 250 yi bulan ordu mensubu tutukluların hepsinin de suçlu olması mümkün değil, mantıklı değil. Cumhuriyeti devirmeyi düşünmek suç olmuyor, APO’nun hapisten PKK’ya talimat vermesi suç olmuyor, Devletden maaş alan BDP’lilerin söylem ve davranışları suç olmuyor, Milletvekilliği dokunulmazlığı zırhı içinde menfaat sağlayanların yaptıkları suç olmuyor da, Cumhuriyeti devirmeyi düşünenlere karşı tedbir almak mı suç oluyor ?
İlker Başbuğ, ordunun genel kurmay başkanı olan bir kişi nasıl terör örgütü kurmakla tutuklanır ? Ne kadar komik. Terör örgütü ifadesinin tanımı yeniden yapılıyor herhalde . PKK vatan sever bir kuruluş, ordumuz ve yöneticileri ise terör örgütümü oluyor?
Kafam çok karışık. TV’ler bilgi kirliliği içinde. Bu gidişatın sonunu göremiyorum. Birileri bizimle dalga geçiyor.