4 Mayıs 2011 Çarşamba

Bin Ladin öldürüldü


Bin Ladin’in de görev süresi dolmuş..
Bin Ladin neden bu hafta öldürüldü? Oysa geçen hafta, geçen ay, geçen yıl da öldürülebilir veya tutuklanabilirdi. Uzaydan kolunuzdaki saati görebilen ABD teknolojisi, koskoca Ladin’i mi göremedi?
Demek ki görev süresi henüz yeni dolmuş. İtibar kaybeden, oy potansiyeli düşen Obama’nın bir ‘’Başarı’’ ya ihtiyacı vardı. Alın size büyük bir başarı: 10 yıldır aranan teröristi Obama buldurdu. ABD halkı bayram etti, sokakta kutlamalar yapıldı. Yıkılan kulelerin intikamı alınmış oldu.
Kutlamalara katılan kaç ABD vatandaşı Bin ladin’i yetiştirenin kendi liderleri olduğunu ve hatta kulelerin yıkılmasını bile ona görev olarak verdirenin kendi yöneticileri olduğunu düşündü?
Orta Asya ve Orta doğu, 1850 lerden beri karıştırılmaktadır. Karıştıran da önce Avrupa ülkeleri, İngiltere ve sonra da ABD olmuştur. Denizlerin hâkimi İngiltere, Asya’nın hâkimi Rusya’ya savaş açmıştı. Geçen yıllarda aktörler değişti ama dizinin senaryosu ve seti hep aynı kaldı.
Petrole olan ihtiyaç azalmaktadır. Alternatif enerji kaynaklarına yönel inmektedir. Artık Orta Doğuya eskisi kadar ihtiyaç kalmamıştır. Ladin’e, Mübarek’e, Kaddafi’ye artık ihtiyaç yoktur.
Eh artık Kuzey Afrika ve Orta Doğuya Demokrasi gelebilir.
Yeni Ladinler olmaz mı? Olur. Her siyasi dönemin bir Ladini yaratılır.
Irak’a, Afganistan’a girmek için Ladin’e ihtiyaç vardı, çıkmak içinde Ladin’in cesedine.
Cesedi neden denize atıldı? İslam âlemine malzeme olmasın diye tabi ki. Fotoğrafları çekilmesin, ilahlaştırılmasın, ABD ye karşı yeni bir propaganda malzemesi yapılmasın diye.
Sağ yakalanamaz mı idi? tabi ki yakalanabilirdi. Ama istenmedi.
Çünkü yargılanma süreci, ABD ye karşı olaylara sahne olurdu.’’ Beni siz var ettiniz. Kuleleri yıkmamı siz istediniz ve yardım ettiniz.’’ demiş olsaydı, ne olurdu? Söyleyeceklerini ABD zaten biliyordu ki. Dünya kamuoyunun ise bilmesine gerek yoktu.
Ladin’in ölümü terörizmi bitirir mi? Tabi ki hayır!
Bugün terörizmin mekânı Orta Doğu olabilir. Aktörleri buralarda yaşıyor olabilir ama yaratıcıları burada değil. Onlar İngiltere’de, Fransa’da, Almanya’da, Amerika’da,..
Yaratıcıları yaşadığı sürece terörizm ve teröristler ölmez. Sadece aktörleri ve görevleri değişir.

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Ya siz nerede yaşadığınızı düşünüyorsunuz ?


1800 lü yıllarda bugünün AB ülkeleri (adına Amerika diyecekleri) coğrafyayı işgal etmekle, sahipleri olan Kızılderililerden gasp etmekle meşguldü. Buranın yerli halkı ile bir sürü yazılı anlaşmalar yaparak, halkı oyaladılar ve kandırdılar. Sonunda o toprakların asıl sahipleri, adına REZERVASYON BÖLGELERİ denilen kamp yerlerinde fakirlik ve yoksulluk içinde yaşamaya mecbur edildiler. Son Siyu kızılderili liderlerinden biri olan ‘’Oturan Boğa’’ ölmeden önce yaptığı bir konuşmada, ’’ Yapılan bütün anlaşmalara kim uydu? biz. Kim uymadı? beyazlar.’’ diyerek sitemini dile getirmiş.
AB ülkelerinden göç edip, ABD yi kuran sömürgeci güçler, dünyayı dar görmüşler ve 1960 larda uzaya
çıkmaya başlamışlar. Uzay gemisinin kalkacağı tarih yaklaşınca, birkaç yaşlı siyu kabilesi üyesi, NASA’nın kapısına gelmişler ve bir mektupları olduğunu, bunu da Ay’a götürmelerini ve akrabalarına vermelerini istemişler.
Görevliler kızmış ve kovmuş. Bir gün, ikinci gün derken bakmışlar yaşlılar ısrar ediyor ve konu medya ya da malzeme olmaya başlıyor, ‘’Peki’’ demişler ve mektubu ellerinden almışlar. Bir yetkiliye ulaştırmışlar. Yetkili, mektubu çöpe atmadan önce merak etmiş ve açmış:
’’Merhaba akrabalarımız. Sakın bir şey imzalamayın.’’ yazıyormuş.

Şimdi düşünüyorum da; bizim yetkililer, yıllardır halktan gizli bunlarla bir sürü anlaşmalar yapmıştır ve yapmaya da devam etmektedirler. Bizim halk olarak öğrenebildiğimiz kadarıyla yapılan bu anlaşmalara, Kıbrıs konusu ve vize muafiyetleri gibi konular başta olmak üzere hep bizim uymamızı istemekteler ama kendileri hiç oralı olmamaktadırlar. Anlaşmalara hep biz uyacağız ama onlar uymasa da olur. Boşuna’’ Tarih tekerrürden ibarettir’’ denmemiş. Sevr anlaşmasıyla da bize uygun görülen yaşam alanı (Rezervasyon Bölgesi) Anadolu’nun göbeğinde bir avuç yer değil miydi ?
Bugün de her fırsatta türlü türlü haritalarda, parçalanmış ve koparılmış bölgeleri göstermiyorlar mı?
Acaba bizler bugün, sınırları Misak-i Milli ile belirlenmiş, bağımsız bir Türkiye’de mi yaşıyoruz?
yoksa, her konuda ve her türlü sınırı belirleyen AB (veya ABD)’nin
bir REZERVASYON BÖLGESİNDE mi ? ben karıştırıyorum.
Ya siz nerede yaşadığınızı düşünüyorsunuz?