19 Aralık 2013 Perşembe
Hırsızlık Babadan Oğla Geçer.
‘’Hırsızlık Babadan Oğula geçer!’’ diye bağırıyordu RT Erdoğan İstanbul İl başkanı olduğu günlerde bir kapalı spor salonunda. Buradan alınacak ders: soruşturmalar sadece oğullar ile sınırlı tutulmamalı, babaları da kapsamalı.
Üç Y ile mücadele etmek vaatleri ile 11 yıl önce iktidara gelmedi mi AKP? Yoksullukla, Yolsuzlukla ve Yağmalarla. Son operasyonlar gösteriyor ki, bunlar bu üçün birini (Yoksulluk) halka, diğer ikisini ise (Yolsuzluk ve Yağmalar) kendi kurdukları çetelerle kendilerine akıtmışlar.
Aslında işin kokusu ta başta çıkmıştı da kimse önemsememişti: Eski TOKİ başkanı Zeki Ergezen’in görevden alınması olayında; Muammer Güler’in oğluna ait hafriyat şirketine yüklüce bir ödeme yapılması istenmiş, adam kabul etmeyince de görevden alınmıştı.
Ihlas Holding’in yurt dışındaki garibanların emeklerini çalmaları ne çabuk unutuldu? AKP’nin babası sayılacak Refah Partisi yapmamış mıydı o hırsızlıkları? Sonra da bunlar Erbakan’a özel bir yasa çıkarıp, aklamamışlar mıydı?
Deniz Feneri olayı malum. Hırsızlık Refah babadan akp oğula geçmiş.
TOKİ kurumu AKP’nin yolsuzluk yoludur. Bunu bazı TV kanalları ve gazeteciler zaman zaman dile getirirdi de kimse umursamadı. TOBB’un 34 bin Tl ye mal ettiği bir daireyi, TOKİ 54 bine mal ediyordu. Aradaki fark ne oluyordu? Son operasyon ile ortaya çıktı: aradaki fark, ayakkabı kutularında, ilgili kişilere verilmek üzere muhafaza ediliyormuş. Miktarları da Bakan çocuklarının evinde para sayma makineleri ile sayılıyormuş.
Topkapı Sarayındaki bazı kıymetli eserlerin, Arap şeyhlerine hediye edildiği söylentilerine de bakalım bu soruşturma ile ulaşıla bilinecek mi?
Daha neler mi? bilmediğimiz, saklanan o kadar yolsuzluk var ki… baksanıza Sayıştay Raporları bile Meclis’e getirilmiyor. Binlerce sayfa olan Raporun, sadece onlarca sayfası Meclise geliyor.
Bu parti döneminde bu beyler 100 Milyar Euro çalmış. Senden, benden, ondan. Hepimizin geleceğinden; eğitiminden, sağlığından, emeğinden.
Bir banka müdürünün evinde ayakkabı kutuları içinde milyonlarca dolar neden saklanır? Bakan çocuklarının evinde para sayma makinelerinde sayacak kadar çok para neden dolaşır? 11 yıldır bu ülkeyi tek başına yöneten bir iktidar, bunun hesabını ‘’bizden öncekiler..’’ şeklinde bir ifadeyle veya ‘’Seçim öncesi AKP yi itibarsızlaştırma çabaları..’’ gibi, artık komik olan bir açıklama şekli ile kurtulamaz. ‘’Mağdurum da Mağdurum’’ veya ‘’Ayağında Kundura’’ sanatçıların temiz sözleridir. Bu türden kirli siyasetçilerin ağzına yakışmaz, kimse de yemez.
Bu son operasyon ile Cumhuriyet tarihimizin en büyük yolsuzluk iddiası, AKP’nin hanesine yazılmıştır. ‘’Tüyü bitmemiş yetimin hakkını kimseye yedirmeyiz.’’ diyerek halkın gözünün içine baka baka, tüyü bile yolmuşlar..
Bu vicdansızların yüreği, bakan çocukları sabah sabah evlerinden alındıkları için sızlamış. Sormaz mısınız onlara: bu ülkenin şerefli generalleri, gazetecileri, ve de Türkan Saylan’ı sabah sabah evlerinden alındıkları zaman, o yüreğiniz hiç mi sızlamadı?
Osmanlı’dan kalma bazı alışkanlıklarımızı değiştirme zamanı gelmedi mi artık? Hazine Sultanın değil, Halkındır. Halk hazinesine sahip çıkmaz ise, birileri bunu yağmalar. Bu yağmacılara hesap sormak içinde demokrasilerde seçim sandığı kullanılır.
Halk siyasete sahip çıkmalı. Halk, siyaseti bu kirli ellere bırakmamalı. Hangi partiden olursa olsun, siyaset kirli ellerden arındırılmalı. ‘’Benim hırsızım iyidir.’’ diye bir şey yoktur. Hırsız, hırsızdır ve sadece istifa etmesi yetmez. Mal varlıklarına el konulmalı ve cezalandırılmalılar. Meclis, ‘’Profesyonel siyasetçi’’ olan kaşarlanmış, yüzsüz ve hırsız siyasetçilerden seçimlerde temizlenmelidir.
Sandık, halkın önüne bunun için konur. Sandık, hırsızlığın babadan oğula geçmesinin önüne geçmek için vardır.
Buna rağmen seçiliyorlarsa; ‘’ Halk layık olduğu gibi yönetiliyor.’’ demektir.
27 Temmuz 2013 Cumartesi
Anlamıyorum...
Anlamıyorum…
Kesinlikle anlamıyorum. Yanlış biliyorsam, düzeltin.
Ordu gücünü silahtan alır. Siyasetçi gücünü söz ( kelime ) den alır.
Siyasetçinin görevi, sözleri (siyasi görüşlerini ) doğru, çoğulcu ve yerinde kullanarak, ülkede yönetimi demokratik koşullarda, mevcut yasalara göre sürdürmektir. Ülkeyi yönetmek, benimsediği siyasi ufuklar doğrultusunda ülkeyi daha da geliştirmektir.
Ordunun görevi ( gerekirse ) ülkeyi silahlı gücünü kullanarak düşmana karşı korumaktır.
Şimdi; siyasetçiler işlerini gerektiği gibi yapmaz veya yapamaz duruma düşmüş ise, seçimler de buna bir çözüm olamıyor ise, ülkeyi tekrar düzene sokmak kimin görevidir? Kendi ordusunun mu, başka ülkelerden gelen ordu veya orduların mı? Elbette kendi ordusunun.
Peki, ordu işi olmayan bir göreve gelmek zorunda bırakılmış ise, kimler ordudan ortamı bir buket çiçek ile düzeltmesini bekliyor? Ben beklemem. Ordu sahip olduğu gücü kullanır: silah.
Mısır’da ordu katliam yapmış… ne yapması bekleniyordu ki ? siyasilerin uyguladıkları yol, ülkeye yıllardır çözüm olmamış, seçimlere hileler karışmış, ülke kaos ortamına girmiş,… elbette ordu gerekeni yapacak ve düzeni sağlayacaktır. Bu arada da birkaç yüz kişi ölecektir.
ABD’nin başka ülkelerdeki çıkarları için kendi ülkesinde yüzlerce insanını öldürmeyi planlıyor ve uyguluyor iken ( ikiz kuleler olayı ) kimsenin gıkı çıkmıyor, Mısırda ordu düzeni kurmak için yaptığı müdahaleye bar bar bağıranlar var ? Her siyasi görüş, konuya kendi açısından bakıyor ve ona göre yayın yapıyor. Gerçekte neler olup bitiyor? Kimsenin bilmesi mümkün olmuyor.
Kenan Evren’i hepimiz vatan haini yaptık. Niye kimse, o dönemin siyasilerine çıkıp bir laf söylemiyor?
Askerin darbe yapması elbette iyi değildir! Ama gerekirse, yapmalıdır. Ordunun darbesi, son çaredir.
İşte o son çare noktasına ülkeyi siyasiler getirmemelidirler. Darbeyi yapan orduya yüklenirken, orduyu darbe yapma noktasına getiren siyasilere sütten çıkmış ak kaşık muamelesi yapılmasını anlamıyorum.
Kesinlikle anlamıyorum.
Bakın bir meclise. Konuşmuyor, atışıyorlar. Milletin vekilleri değil de, kreşin yaramaz çocukları gibi.
Ülkeyi nasıl bir kaosa doğru götürüyorlar, bunu zaman gösterecek. Silivri mahkemeleri, Çözüm süreci, Cumhuriyet düşmanlığı, Atatürk’ü itibarsızlaştırma çabaları,…
Onların bu beceriksizliği, olurda bir gün düzeltemeyecek bir noktaya gelirse, ülkede düzeni sağlamak için kimin ordusunu tercih edeceksiniz? Kendi Mehmetçiğinizi mi ? Conileri mi ? merak ediyorum.
Coniler neler yapabileceğini Osmanlıya SEVR ile ve yakın zamanda Irak müdahalesi ile Dünya’ya gösterdiler.
Sadece tuttuğumuz siyasi partilere değil, ordumuza da sahip çıkmalıyız. Bizim ordumuzun her bir ferdi, birimizin evinden çıkan bir Mehmetçik’tir.
Anlamıyorum, şerefli TSK’mize son yıllarda reva görülen muameleyi hakikaten anlamıyorum.
Hele yerine Polis gücünü güçlendirme çabalarını hiç anlamıyorum.
Varsa anlayan, açıklayıversin… ben de anlıyayım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


