Üniversitelerimizde her nedense fırsat buldukça kontenjan sayıları, alt birimlere sorulmadan artırılmaktadır. Diğer taraftan kaynaklarda ve ödeneklerde bir artış yapılmıyor ise, eğitim seviyesinde yükselme nasıl beklenebilir? Üniversitelerimizi Uluslar arası bir seviyede tutmak nasıl mümkün olacaktır?
Her iktidar, seçilmeden önce YÖK yasasını eleştirir ama iktidara gelince yasayı değiştirmek veya kaldırmak yoluna gitmez. Kaldırmazlar çünkü onun sahibi olduğu gücü kullanmak isterler ve kullanırlar.
Siyasi gerekçelerle seçim bölgelerinde yeni Üniversiteler açılmaktadır. Ama buralarda görev yapacak nitelikli öğretim personeli var mı yok mu? bu en son düşünülen konulardan biridir.
Personel politikası ve ücret politikası çok adaletsiz olduğundan, çoğu öğretim üyeleri maaşları az bulur, ders ücretlerine olan bağımlılıkları artar. Ders yükünü bu sebeple artıran öğretim üyesi, araştırma ve kendini geliştirmesi için zaman bulamaz. Bu insanlar ne zaman bilim üretecekler? merak edilmez.
Kalite, liyakat ve personel yöneticiliği yerine, ‘’bizim adam’’a dayalı bir yönetim ile Üniversitelerimizin gelişmesini, bir yerlere varmasını kimse beklemesin.
Siyasiler ellerini, ayaklarını üniversitelerden çekmelidirler. Rektör atamalarında aranan en önemli kriter, iktidarda olan partiye yakınlığı değil, sorumlusu olacağı üniversiteyi dünya standartlarında nerelere çıkarıp-çıkaramayacağına bakılmalıdır. Yönetim seviyesinde demokratik olunamaz ise, eğitim seviyelerinde nasıl demokratik olunur? nasıl özerk olunur?
Siyasiler bir sonraki seçimi düşünürler. Oysa Üniversiteler bir sonraki nesilleri düşünerek daha geniş bakabilmelidirler.
Üniversitelerde yönetim, mevcut kaynağı nerelerde ve nasıl harcayacağını değil, nasıl yeni kaynak yaratırım? konularına ağırlık vermelidirler.
Üniversiteler sadece diploma veren kurumlar olmaktan çıkarılmalıdırlar. Asıl işlevleri olan Bilgi üretmek ve bulunduğu çevreye karşı olan görevleri de hatırlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki sadece bilim üreten ülkeler geleceklerine güvenle bakabilirler.
Demokrasilerde yasaları eleştirmek haktır ama yürürlükte olan bir yasaya uymakta zorunluluktur. ‘’ İsteyen uyar, istemeyen bildiğini yapar.’’ uygulamaları ile yaratılan kaos ortamlarının o kuruma bir faydası olmaz.
Üniversite kelimesinin çoğumuzun bilmediği anlamı Evrenkentdir, çünkü evrenseldir. Belli bir bölgenin, ülkenin hele bir partinin mülkü hiç değildir.
Birçok üniversitelerimizde levhaları var ama eğitim verecek ne bir binası ne de bir ortamı var. Dersler başka il veya ilçe de, hatta başka üniversitelerde verilmektedir.
Eğitim kurumlarının en üst seviyelerinde yıllar geçtikçe sorunlar azalmıyor artıyor. Üniversitelerimizin yukarıda ifade edilen sorunlar yumağı içinde nasıl ve nerelere doğru koştuğunu anlamak mümkün değildir.
Anamur Kasım 2008
2 Aralık 2008 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
BU BİLGİLER PEK ÇOK KAYNAĞIN EN OBJEKTİF VE DERİN YORUMLARIDIR,AYDINLIKLAR İÇİN TEŞEKKÜRLER,SAYGILAR
Yorum Gönder