25 Şubat 2011 Cuma

Vizesiz Avrupa


Vizesiz Avrupa

Bir Taşkentli olarak, bir Taşkentli bakanın başında bulunduğu Türk Dışişleri Bakanlığından

bekliyorum:

AB Ülkelerine vizesiz gitmek hakkımız hukuken var iken, bunu neden hala kullanamadığımızı açıklasınlar.

Bilindiği gibi 2007 de Hollanda ve İngiltere’de lehimize verilmiş iki Mahkeme kararı mevcuttur.

2009 yılında da Avrupa Topluluğu Adalet Divanı’nın Avrupa’ya vizesiz gidiş yolunu açan bir başka kararı ilan edildi.

Tüm bunları kullanarak, Ankara’daki Konsolosluklara Dış işlerimizin yetkilileri neden baskı yapmaz?

Bu konuda hakkımız olan bir uygulamaya neden başlanmaz?

Bu konuda Bakanlık, Vatandaşlarımızı neden bilgilendirmiyor da, konsoloslukların eziyet boyutlarındaki uygulamalarını vatandaşlarımıza reva gördürüyor?

Vizesiz gitmek için her kişi ayrı ayrı mahkeme yollarında mı sürünsün?

Vizesi ( mahkeme kararı ile) kalkmış olduğu halde, bizi ( vize kolaylığı sağlıyoruz) gibi komik tavırlarla

daha ne kadar aşağılamalarına müsaade edeceğiz ?

Türklerin Avrupa’da artık işci olmadığını, işveren olduklarını, bunun da önemli bir güç olduğunun

farkında değil miyiz hala?

Bizim AB ye değil, AB nin bize ihtiyacı vardır ! Birçok AB ülkesi büyük krizler içindedir. Girmek için birçok tavizler verdiğimiz o birliğin ayakta kalacak fazla da bir hali kalmamıştır.

Son aylarda Ortadoğu’da ve kuzey Afrika ülkelerinde meydana gelen olaylar, Türkiye’nin bölgedeki

gücünü artırmıştır. AB de bunun farkındadır. Yeter artık ! Şu üzerimizdeki aşağılık duygusunu atalım. AB ülkelerinin bizden üstte olduğuna dair saçma inançlarımızdan kurtulalım.

Sarkozy’nin, Erdoğan karşısındaki rahat tavrını ve Erdoğan’ın iç çekmesini (sıkıntısını) TV de haberlerde gördüm de nasıl kızdım bilemezsiniz.

Onların içine girmeye çalışmaktan vaz geçelim. Göreceksiniz, onlar bizim kapımızı çalacaktır.

18 Şubat 2011 Cuma

Utanmalıdırlar


Atatürk’ü din düşmanı olarak görenler ve gösterenler utanmalıdır!

Bugün Hz Muhammed’in hala bir mezarı var ise, bunu Atatürk’e borçludur İslam alemi.

Merak eden, Yaşar Nuri Öztürk’ün hazırladığı Gazi Mustafa Kemal ve İslam adlı kitabı piyasaya çıkınca alsın okusun, konunun detaylarını öğrensin.

Atatürk, 1926 da Suudilere çektiği bir telgraf ile mezarın yıkılmasına engel olmuştur.

Suudiler, Hz Muhammed’in annesinin ve diğer önemli sahabelerin mezarlarını yerle bir etmişler, yol ve meydanlar yapmışlardır. Neden bunlar dile gelmez de Atatürk’ün siyasi alana getirdiği laiklik gerekçe gösterilerek ‘’dinsiz’’ damgası vurulur?

Bu telgrafın dışişleri bakanlığı arşivlerinde tutulduğu bilinmektedir. Neden basına dağıtılmaz da Atatürk’ün din düşmanı olmadığı halka gösterilmez?

Ben merak ediyorum. Ya siz ?